Mutluluğa Kurşun Sıkma
Değerli okurlarım, Aşığı olduğum memleketimde her hafta köşe yazısı yazmak için onlarca konu oluyor. Bu haftaki yazımızda başlıktan anlaşılacağı gibi düğünlerimiz.
Düğünler, toplumumuzda sevinç ve birlikteliğin en yoğun yaşandığı anlardan biridir. Aileler, dostlar bir araya gelir, halaylar çekilir, sohbetler edilir. Uzakta olup bir araya gelemeyen akrabalar bir araya gelir. Ancak, bu güzel anların gölgesinde tehlike arz eden bir alışkanlık var ki; o da düğünlerde havaya ateş açmak.
Geçtiğimiz hafta bir köydeki düğünde bu alışkanlığın acı sonuçlarından birine daha şahit olduk. Mutluluğun sembolü olması gereken bir günde, havaya atılan bir kurşun ne yazık ki bir kardeşimizi yaraladı. Bu tür olaylar sadece yaralanma ile sınırlı kalmıyor; zaman zaman ölümle sonuçlanıyor. Ülkemizde bu tür kazaların sayısı hiç de az değil. Her yıl düğünlerde, bayramlarda ya da diğer kutlamalarda rastgele ateş açılması sonucu pek çok insan hayatını kaybediyor ya da yaralanıyor.
Peki neden? Bu kültürel bir gelenek mi, yoksa bir anlık heyecanın dışavurumu mu? Her ne sebeple olursa olsun, düğünlerde silah kullanmanın hiçbir gerekçesi olamaz. Havaya sıkılan kurşunların ne zaman, kime, nasıl isabet edeceği asla kestirilemez. Düğünlerde sevincimizi göstermek için farklı yollar var: Şarkılar, danslar, oyunlar… Ancak silah asla bunlardan biri olmamalı.
Düğünler, sevincin ve mutluluğun en saf haliyle yaşandığı anlardır. Bu anları tehlikeye atmadan, huzur ve güven içinde kutlamak hepimizin elinde. Silahların gölgesinde değil, barışın ve sevginin ışığında düğünlerimizi kutlayalım.
Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı