AZ BİLİNEN, HAZİN SON

Milli şairi kimseye anlatmak ya da tanıtmak haddimiz değil, bugün tüm dünyanın bildiği bir tane eserin den yola çıksak yeter. Milli marşımız, İstiklal Marşı şiirin de geçen her bir cümle için ciltler dolusu kitap yazılabilir diyor, en büyük edebiyatçılar ve tasavvuf âlimleri.

Yine çok bilinen Almanya’ da ki konuşmalarından, Mısıra sürgün gönderilişinden, cebinde beş kuruşu dahi yok iken Milli Marşı yazmasına karşılık verilen ödülü kabul etmeyişinden ya da na’şının kaldırımda bekletilip, tabutuna bayrak dahi konulmamasından bahsetmeyeceğim.

Çünkü Şairin daha da hüzünlü bir yanı var. Babasını küçük yaşta kaybeden öksüz büyüyen Akif çocuklarıyla çok alakadar olan, onların başarılı olması için özel hocalar tutan kıymetli bir aile reisi imiş.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! nasıl böyle bir imanı boğar,

‘               Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar.

Bu dizeleri kağıda dökebilecek yüreğe ve maneviyata sahip Milli Şairimizin büyük oğlu Emin Efendinin hayatı ve vefatını size anlatmak istiyorum, ilk öğrendiğim de göz yaşlarımı tutamamıştım şuanda aynı duygular ile sizlere aktaracağım.

Şairin büyük oğlu babasının Mısır’a sürgün gitmesinden kısa bir süre sonra askere gitmiş ve orada arkadaşlarına Kuran-ı Kerim öğrettiği gerekçesi ile hapse atılmış. Daha sonra firar eden Emin Efendi Mersin’ de yakalanmış, cezaevi ve yarın kalan askerliğini tamamladıktan sonra akli melekelerini kaybettiği iddiasıyla uzunca bir zaman tımarhaneye konulmuştur.

Sağlığına kavuştuğu gerekçesi ile akıl hastanesinden çıkartılan Emin Efendi gidecek kimsesi olmadığı için kış aylarında geceyi hamamlar ve sabahçı kahvelerinde yatarak. Hayatını hamallık yaparak idame etmiş. Yaşadığı bu zorluklar, yalnızlık Milli Şairin oğlunu alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığına sürüklemiştir

Mehmet Akif’in yanından ayırmaya kıyamadığı, gözümün nuru diye hitap ettiği büyük oğlu Emin Efendi sığınacak yer bulamadığı bir kış sabahı Tophanede hurda bir çöp toplama kamyonunun içerisinde, eski paltosuna sarılmış vaziyette aç ve donarak ölmüş bulundu.24 ocak 1967

Evet devamı var lakin ben sözün bittiğini düşünüyorum.

Aleyna Tilki’nin annesine doğum günü hediyesi olarak rezidanstan daire aldığı bir dönemde yaşarken söylenecek söz bitmiştir.

Bu bilgiler dahilinde İstiklal Marşını okumak, Mehmet Akif’ i anmak daha doğru olacak diye düşünüyorum.

Kalın sağlıcakla.

Mehmet SIĞIRCI

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir