Değerli okurlarım, kıymetli takipçilerim ile ara ara çarşıda, pazar da sohbet etme imkanı buluyorum sağolsunlar yazılarımı beğendiklerini söylüyorlar en yakınım eşim dahil herkesin ortak kanısı şu olmuş yazarlığım ile alakalı olarak. Eskiye hasret duyan eskiyi özleyen bir adam izlenimi verebilmişim. Bu benim için bir onurdur. Şimdi bir eski den daha bahsetmek istiyorum.
Biz ilkokul da okurken zengin hayır severler tarafından ya da devletimiz tarafında okula kıyafet ayakkabı gönderilir ve ihtiyaç sahibi çocuklara dağıtılması istenirmiş. Bu bilgiler birkaç gün öncesin de sınıf öğretmenimiz tarafından bize söylenirdi, belli etmesek de çok sevinirdik. Bir keresinde öğretmenim beyaz spor ayakkabıda gelecek mi diye sormuştum öğretmen de bilmiyorum gelince görürsünüz demişti. Tabi beni nasıl bir heyecan sardı anlatamam uyku tutmuyor heyecandan inanın çocukluk işte inşallah beyaz spor ayakkabı vardır diyorum ve inşallah bana da bir beyaz spor ayakkabı verirler diye heyecandan yerimde duramıyorum. Çünkü ayakkabım eskimiz yırtılmıştı kesinlikle bana vermeleri gerekiyordu haksızlık yapmazlardı bana kesin verirlerdi.
Muhterem Rahmetli babam mekanı cennet olsun ayakkabımın yırtık olduğunu görmüş ve bana seneye de giysin diye iki numara büyük içi astarlı kara lastik ayakkabı almış, normal de o kadar sevinirdim ki lastik ayakkabı ne demek son 20 yılın kuşağı bilmez ayağına tam oturur ise süper top oynanır. Aşağı mahallenin çocuklarının ayağın da kırampon olmasına rağmen bizim lastiklerimizin havasını tutmazdı.
Ben şimdi sıfır kara lastik ile kara kara düşünüyorum ayağım da ki ayakkabıların acer olduğunu gören öğretmen bana hayatta beyaz spor ayakkabıyı vermez . Ne yapacağımı buldum rahmetlik muhterem babamın 2 yıl giysin niyeti ile aldığı o güzelim kara lastiklerin sağını solun önünü öyle bir kestim ki benim diyen ayakkabıcı öyle bir malzeme çıkaramaz ortaya. Aynı gün yardım kolilerinin okula geldiğini gördüm bütün plan tıkır tıkır işliyordu en ön sıraya oturacağım ayakkabılar görünsün diye de ayaklarımı dışarı uzatacağım. Tamam kesin beyaz spor ayakkabı varsa kolilerde biri benim di. Ve beklenen an geldi beyaz spor ayakkabı vardı ben de resmen ayakkabıları öğretmenin gözüne sokuyordum ama nerde, bizim ayakkabılar belki görülmedi, belki görmezden gelindi kolide ki tek beyaz spor ayakkabı okulun hademesinin oğluna verildi.
Beyaz spor ayakkabıyı alamadığınamı yanarsın. Kara lastiği kestin diye muhterem babadan yediğin dayağamı yanarsın. Koca bir yılı kesilmiş yırtık kara lastik ile geçirecek olmanamı yanarsın. Bu yazımın her satırı her kelimesinde ayrı ayrı tebessümler oluştu suretim de.
Evet belki o beyaz spor ayakkabıyı ben hak etmiyordum olmadı uyanıklığımın bedelini Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olarak ödemiştim.
Lakin kesinlikle o beyaz spor ayakkabıyı hademenin oğlu da hak etmiyordu. Bir çocuğun yaşadığı eskiyi anlattım. Siz duyarlı dikkatli okuyucularım, hiç şuphem yok ki neler demek istediğimi çok iyi anlamıştır.
Allah hepimizi elinde olan imkanları, ona sunulması için verilen olanakları sağ salim doğru ve hak eden kişilere verebilme feraseti naip eylesin. Vebal ağır yüktür. Çok şükür kıymetli memleketimin hayırsever esnafları ve güçlü devletimiz şartları el vermeyen hiçbir çocuğun bugün hayalinden mahrum yıllar geçirmesine müsaade etmiyor. Allah zeval vermesin Millete ve Devlete.
Biz yeter ki hakkı hak edene verelim hakkı tutalım hak edenin yanın da olalım.
Allaha emanet olun haftaya görüşmek dileğiyle.
Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı
Güzel bir yazı anlam çıkarabilen için saygilar