Çocuklar Ölüyor Öldürülüyor

Çocuklar Ölüyor Öldürülüyor
Bir çocuk öldüğünde sadece bir can gitmez.
Bir ülkenin geleceği biraz daha kararır.
Ama biz bunu artık haber diliyle söylüyoruz. Soğukkanlıyız. Alışığız.
“Bir çocuk daha…” deyip, başımızı başka tarafa çeviriyoruz.

Oysa çocuk ölümü, insanlığın iflasıdır.

Bu ülkede çocukları öldüren yalnızca eli kanlı katiller değildir.
Onları görmeyen sokak,
duymayan komşu,
“Bana dokunmayan yılan” diyen toplum,
“Takdir-i ilahi” diyerek vicdanını rahatlatan anlayış da bu suçun ortağıdır.

En yakıcı olanı da şudur:
Tertemiz ailelerin çocukları, sokakların başıboşluğuna terk edilmiş serseriler tarafından hayattan koparılıyor.
Bu cinayetler tesadüf değil,
bu ölümler kader hiç değil.

Bir çocuğun hayali yarım kalıyor,
oyuncağı odada kalıyor,
ayakkabısı kapının önünde…
Ama biz hâlâ rakam konuşuyoruz.
Hâlâ “kaçıncı vaka” diyoruz.

Sorulması gereken soru şudur:
Bu çocuğu kim koruyamadı?

Devlet mi?
Toplum mu?
Yoksa susarak suç ortağı olan herkes mi?

Bir çocuğun çığlığı duvarları aşıp kulağımıza gelmiyorsa,
o ev sadece dört duvar değildir;
o ev, toplumun utanç odasıdır.

Çocuklar bu ülkede korunmaz.
Korunur gibi yapılır.
Bir açıklama gelir,
bir kamera konur,
bir başsağlığı mesajı paylaşılır…
Sonra her şey unutulur.

Ama toprak unutmaz.
Toprak, kendisine emanet edilen çocukları bir bir sayar.

En acı gerçek de budur:
Çocuklar ölürken büyükler susar.
Suskunluk bazen korkudur,
bazen menfaat,
çoğu zaman ise ahlaki çöküştür.

Bir gün bu ülke,
çocuk mezarlarının gölgesinde hesap verecek.
O gün geldiğinde,
“Ben yapmadım” demek kimseyi kurtarmayacak.

Çünkü bazı suçlar işlenmez; seyredilir.
Ve seyreden de suçludur.

Bir çocuk öldüğünde,
insanlığımızdan bir parça daha toprağa gömülür.
Geriye kalan tek şey utançtır.

Ve bu utanç,
hiçbirimizin yakasından düşmez.
Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir