DEVIR ANALİZİ
İnsanı insan kılan değerleri adeta bir elekten geçiriyor. Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda, bireysel kırgınlıkların çok ötesinde, adeta toplumsal bir hafıza kaybıyla karşı karşıyayız. Hayatın inatla sınadığı şey, ne yazık ki yine insanlık kalbimiz oluyor.
Eskiden unvanlar, makamlar insanı olgunlaştırır; sırtlanan yük insanı daha da mütevazı kılardı. Şimdi ise oturduğu koltuğun rüzgarına kapılıp dünüyle bugünü arasında duvarlar örenlerin sayısı artıyor. İki gün önce aynı ekmeği böldüğü insana yabancılaşan bakışlar, aslında o makamın altındaki ezikliğin dışa vurumundan başka bir şey değil.
Aynı sofra paylaşılırken birdenbire türeyen o görünmez duvarlar, araya nifak tohumu ekmeyi meslek edinen diller ve başkasının rızkını kendi cüzdanı gibi dert edinen o tuhaf zihniyet… İnsanlığın en büyük çürimesi burada başlıyor. Kendi tarlasında bitmeyen bereketin hesabını başkasının bahçesinden sormaya çalışanlar, huzurun ruhta değil de zahirde arandığı yanılgısına düşüyorlar.
Kısacası, mesele kişisel bir dava değil; bugünün insanının içine düştüğü sığlık meselesidir. Oysa asıl zenginlik, nereden geldiğini bilmekte ve kalbi temiz tutabilmektedir. Fırtına ne kadar sert eserse essin, kökleri sağlam olanlar bu sığ rüzgarlardan ancak nasibini alır; geriye ise adam gibi yaşanmış bir ömür kalır.
Anlıyana sivri sinek saz, anlamayanı kazma sapı ile dövsen az.
Kalın sağlıcakla.
Köşe Yazarı Mehmet SIĞIRCI.