Gagalıların Kıymetini Bilin
Yahu dostlar, lafı dolandıracak değilim, mevzu ciddi. Son iki ayda Sivas’ta altı kişi kene yüzünden rahmetli oldu. Allah taksiratlarını affeylesin. Geride kalanlara sabır, hepimize de akıl fikir versin inşallah.
Keneyle şaka olmaz! Bu öyle “sık giyin geçer”, “bize bi şey olmaz” denecek iş değil.!
Kimi tarlada, kimi bağda, kimi dağda kenenin insafsız pençesine düştü. Bu yaz günlerinde bi otun kenarına ilişeyim dersin, kene seni bulur. Hele o Kırım-Kongo denen illet var ya, bir yapıştı mı… Allah korusun!
Evvela tedbirimizi alacağız. Uzun kollu giyeceğiz, açık renk seçeceğiz ki, görüp de silkeleyelim. tabi o zamana kadar sen farkedebilirsin. Ama esas mesele şu: Her yeri ilaçlamakla da bu iş çözülmez. Evdir, bahçedir, dağdır, bayırdır… Nereye kadar?
İşte burada devreye doğanın kendi nizamı giriyor. Eskiden her evin bir kaç tavuğu vardı. Sabah horoz öter, tavuklar kümesten çıkar, bağa bahçeye dağılırdı. Tavuğun gittiği yerde kene barınamazdı. Çünkü onun gözü yerde, gagası iş üstünde! Ne pire kalır, ne böcek, ne de kene…
Ama şimdi ne oldu? Tavuk azaldı, doğa yalnız kaldı. Bi de üstüne, dağlarda keklik, bıldırcın, sülün gibi kenenin baş düşmanları da avlandı. Üstelik yasak olsun olmasın, keyfine, zevkine!
Yahu bir keklik, bir sülün, bir bıldırcın… Doyurmaz bile seni. Bir mermi parasına değmez ama senin değilsede, belkide çoluğun çocuğunun bir hayatı kurtarır. Kimi vurduğun kuşu övünç sayar, kimi de vurduğu dilsiz gagalıyı hayatından eder de farkında olmaz.
Ben burdan avcılara da sesleniyorum:
Yasak gelmesini beklemeden bırakın tüfeği, bırakın doğa kendi işini yapsın.
Her gagalı, bir can demek. Her keklik, Bıldırcın, sülün birer sağlık nöbetçisi gibi gezer aramızda.
Siz de bağınızda, bahçenizde, evinizin kıyısında üç beş tavuk besleyin. Yumurtasından da yersin, ama en çok sağlığını korur. Doğayı korursak, doğa da bizi korur.
Unutmayın:
Kene insana musallat olur, gagalılar ona fırsat vermez!
Kalın sağlıcakla,
Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı