GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÜZERİNDE ÇARPIŞAN UÇAKLARIMIZ.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÜZERİNDE ÇARPIŞAN UÇAKLARIMIZ.

(Alınan ders 6)

Gök vatanda verdiğimiz nice şehitlerle, ilmek ilmek örerek hava kuvvetlerimiz bugünlere geldi.

1956 yılında Merzifon Meydanı’nın yeniden yapılanmasını müteakip, Eskişehir’deki 4. üncü üssün 142’nci ve 143’üncü F-86 Sabre pilotları olarak toplu bir uçuşla Merzifon’a intikal etmiştik.

30 Ağustos 1959 sabahı Ankara’da yapılacak Zafer Bayramı merasimine, Merzifon’daki 44’üncü Uçuş Grubundan 24 adet F-86 uçağı ile katılacağız. Bir grup ta  Mürted’deki 4’üncü Üs Komutanlığından havalanacak 12 adet F-86 ile katılacak  ve 36 uçak on ikili üç kol halinde ve kurulu nizamında hipodrom üzerinden geçecekti.

Kalkışlar düzgün bir şekilde yapıldıktan sonra uçaklar yol güzergahında toplanarak merasim geçişi tertibinde yerlerimizi aldık.  20.000 feet irtifada Esenboğa Hava Meydanı üzerine geldikten sonra 1’inci üsten kalkan 141’inci Filonun arkasında yerimizi almış olduk.

Alçalma saati geldiğinde Esenboğa üzerinde, 20.000 feet’ten inmeye geçildi. Mesafe yaklaştıkça aşağıdan bir ısıklama hissediliyordu. Hipodrom üzerine alçalmak gitgide zorlaşıyordu. Hızı düşürmek gittikçe zorlaşıyor ve devamlı ikaz yapılıyordu. “Alçalmak için gaz kesiniz, alçalın alçalın!” denildi.

143’üncü Filonun sol kanadında uçan dörtlü kolun üzerine çıkma eğilimi gösteren uçakları yerinde tutabilmek için pike flapları açıp kapayarak süratimizi düşürmeye çalışıyorduk. Bu durum hipodromu geçene kadar uzun süre devam etti.

Hipodromdan sonra liderin hemen gaz açıp bizi rahatlatacağını düşünürken, alçalma hipodromdan sonra da bir çöküş halinde devam etti. Laplar açık uçarak aşırı  irtifa kaybetmiştik! Hata burada yapılmıştı.

Dörtlü kolumuzun lideri bir tehlike görmüş olmalı ki hafifçe sola döndü. Tam bu anda önümde, şimdiki Gazi Üniversitesi binasının üzerindeki bir oda büyüklüğündeki kuleyi gördüm. Geçebilecek bir boşluk bulamadığım için lövyeyi geriye çekip yukarı çıkarak kendimi kurtarmaya karar verdiğim anda, iki numarada bulunan Üsteğmen Yunus ÇELEM’in uçağına   Teğmen Dinçer Akkanın uçağıyla üstüne oturur pozisyonda çarptığını gördüm.

Çarpma esnasında şimşek çakması gibi beyaz bir alev topu oluştu ve uçaklar ikişer parçaya ayrılarak sol taraftaki çukurluğa doğru siyah dumanlarla düşmeye başladı. Bunu büyük bir şaşkınlık ve acı içinde izledim.

İki kahraman arkadaşımızı tören geçişi sonrasında kaybettik. Üsteğmen Yunus ÇELEM’i ve Teğmen Dinçer AKKAN’ı rahmetle anıyoruz,

Ruhlarının şad olmasını diliyorum.

Not: Em.Hv.Plt.Tümg.Mustafa Köseoğlu’nun anılarından derlenmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir