Harman Ateşi
Şarkışla’nın bozkırına yaz düştü mü, güneş adamın iliğine kadar işler. Rüzgâr sert eser, toz kalkar ama başak sarardı mı herkesin yüzünde ayrı bir umut belirir. Harman vakti dediğin, burada bir yılın emeğinin hesabıdır. Sabah erkenden kalkılır, akşama kadar uğraşılır; her dane alın teridir, her çuval bir duadır.
Ama bizim buralarda harman sadece bereket demek değildir, aynı zamanda dikkat demektir. Çünkü bu sıcakta, bu kurulukta ateş dediğin şey şakaya gelmez. Çoğu zaman da büyük bir şeyden değil, küçücük bir ihmâlden çıkar.
Tarlaya atılan bir sigara izmariti, kontrolsüz yakılan anız, kenara bırakılmış cam şişe kırıkları, güneşin altında unutulan su dolu pet şişe, sağa sola atılmış çöpler… İnsan “bundan ne olacak” der ama olur. Güneş vurdu mu o cam parçası mercek olur, kuru otu tutuşturur. Rüzgâr da aldı mı önüne, bir anda büyür gider.
Ondan sonrası zaten bildiğimiz manzara…
Alev yükseldi mi kimse durduramaz. Yanan sadece buğday olmaz; bir evin rızkı gider, bir yılın emeği kül olur. İnsan elinden geleni yapar ama çoğu zaman geriye kapkara bir tarla kalır. Asıl yangın ise insanın içine düşer, kolay kolay da sönmez.
Şarkışla’nın harmanı ihmali kaldırmaz. Bu toprakta herkes dikkat edecek. Tarlada çalışan da, yoldan geçen de, sigarasını içen de, çöpünü atan da bilecek ki yaptığı her hareketin bir karşılığı var. Bu emek bir kişinin değil, hepimizin emeği. Çünkü bu emek sadece bir kişiye ait değildir; bu, bir köyün, bir ilçenin, bir memleketin ortak alın teridir.
Bugün gösterilmeyen bir dikkat, yarın telafisi olmayan bir kayba dönüşür. Bir anlık ihmal, yılların emeğini yok eder. Bu yüzden harman zamanı sadece çalışmak değil, aynı zamanda korumaktır. Sadece kazanmak değil, sahip çıkmaktır.
Harman vakti sadece biçmek değildir; sahip çıkmaktır. Korumaktır. Gözün gibi bakmaktır. Küçük görülen bir dikkatsizlik, koskoca emeği yok eder.
Unutmayalım… Bu bozkırda ateş küçük başlar ama büyük yakar. Ve bazen bir kıvılcım, bir yılın emeğini alır götürür.
Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı