Herkesin Bayramı

Herkesin Bayramı

Ramazan Bayramı… Şeker bayramı, çocuk bayramı, büyüklerin bayramı… Kısaca herkesin bayramı. Ama son yıllarda sanki bayramın ruhu biraz kayboldu, eski tadı unutuldu.

Çocukluk yıllarım aklıma geliyor. Bayram sabahı, gözlerimiz tam uyanmadan yastığın altındaki bayramlıkları bulurduk. Onları özenle korur, sanki kutsal bir hazineymiş gibi titizlikle giyerdik. Başımızı yastığa koyarken kalbimiz heyecandan pır pır ederdi. Kahvaltı sonrası babamızla bayram namazına gider, eve dönüp aile büyüklerinin ellerini öperdik. Sonra elimizde poşetlerle mahalledeki tüm kapıları tek tek çalar, “Bayramınız mübarek olsun” derdik. Komşuların gülümsemesi, yaşlıların sevinci, çocukların neşesi… İşte bayramın tadı oradaydı.

Eskiden bayram sadece tatlı ve şeker değil, aileyi, büyükleri ve mahalleyi bir araya getiren bir ritüeldi. Eller öpülür, dualar alınır, yaşlı ve kimsesiz insanlar ziyaret edilirdi. Çocukların gözlerindeki heyecan, yastığın altındaki bayramlıklar, sokakta koşuşturmalar, poşetlerde şekerlerin cırlaması… Hepsi bayramın ruhunu taşırdı.

Ama bugün… Bayram tatil bahanesiyle deniz kenarına, uzak şehirlere gidiliyor. Çocukların içine işleyen o heyecan neredeyse unutuldu. Bayramlıklar birer formaliteye dönüştü. Büyükler unutuluyor, yaşlılar yalnız kalıyor. Kapılar çalınmıyor, eller öpülmüyor, tebessümler kayboluyor. Bayramın içindeki o samimi paylaşım, tatillerin ve hızla geçen günlerin içinde eriyip gidiyor.

Eskiden yaşadığımız, özlediğimiz o bayramları; eski bayramların yok olduğu şu sıralarda tekrar tekrar hatırlatalım. Bayram, sadece tatil veya hediye değil, kalpte ve yürekte yaşayan bir nefestir. Aileyi, çocukların heyecanını, büyüklerin ellerini, mahallenin tebessümlerini unutmayalım. Çünkü bayram, bir an değil, hatırlanıp yaşatılması gereken bir ruh, bir sevgidir.

Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir