HZ . HAMZA

 

Kıymetli okurlarım değerli hemşerilerim, bu hatırlatmamı sık sık yapıyorum. Gayem ne tanınmışlık ne reklamcılık o gün içimden ne geldi ise onu yazarım, asla tek bir konu husus üzerin de kalmam yani gönlüme ne düştü ise spor olur, ekonomik olur, köy olur hiç fark etmez Allaha çok şükür ki bu hafta köşe yazımı 27/11/2020 Cuma sabahı yazmak nasip oldu. Bilmem ilham mı dersiniz ne dersiniz o an da bir şeyler düştü yüreğime ve kalemle karaladığım yazıları klavyem de düzenledim sizlerin de okuyup beğenmesi dileğiyle.

Bu hafta benim için  manevi özlemlerle dolu, Allah’ım geçen sene bu zamanlar bana MEKKEYİ – MEDİNEYİ görmeyi nasip eylemişti. K,abe-i Muazzamayı, Hacerulesved daşını, Makam-ı İbrahimi, Hicri İsmaili, Mültezemi ve Sultan Abdülhamid Han Hazretlerinin muhteşem eseri Türkiye’ye bakan altın oluğu ve daha nicelerini. Görmeyi, dokunmayı, o manevi ortamda nefes almayı nasip eylemişti Rabbim bana.

Aslın da geçenlerde sohbet ettiğim değerli bir öğretmen abimin önerisi vardı Mehmedim yazılarını kısa tut bizim milletin okuma alışkanlığı yok, Zaten! Lakin ben yapamıyorum hele ki HZ. Hamza diye başlık attığın bir yazıyı nasıl kısa tutabilirsin ki.

Mekke de Medine de göz ile yürek ile kalb ile görülmesi gereken o kadar manevi güzellikler var ki.

Allah’ım inanmış, isteyen herkese nasip eylesin tekrar tekrar.

Kabristanları da ziyaret etmek nasip oldu. Mekke de CENNETÜ’l-MUALLÂ, Medinede ise CENNET’ÜL BÂKİ mezarlıklarını gezdik, ziyaret ettik, dualar ettik rabbim kabul eylesin inşallah. Cennetul Baki yakınlarında Uhud şehidleri Bölümü diye bir kabristanı ziyaret ettik. Hani bizler ekomomik durumumuz biraz yerin de ise muhteşem mezar taşları, yapıtlar yaptırıyoruz ya babamıza, dedemize ve yahut ebemize.

Allahın aslanı HZ. Hamza’nın kabrini bir görseniz inanmışlar olarak, utancımızdan yüzlerimizi toprağa sürerdik heralde.

O Hamza ki yavaş yürü ya Hamza ölümü korkutuyorsun dedirtmiş bir yiğittir.

O Hamza ki boş zamanların da tefekkür için çöllerde yalnız gezer karşısına çıkan aslanları tek başına avlayan bir yiğiddir.

O Hamza ki, Gözümün gördüğü hiç bir şey den korkmam. Hani şimdi rajon kesenlerin ağzın dan düşürmediği bu cümlenin inanarak ve yaşayarak söyleyen yiğididir

.

O yiğidin kabri iki tane kara daştan ibaret.

Allah ölmeden önce ve öldükten sonra gözle görülen dünyalıklarımızı değil.

Gözle görülmeyen ahiretliklerimizi ihtişamlı, görkemli ve yiğit eylesin.

Bir kar tanesi olup Mekke’ye düşmek isterdim diyen Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu anarak.

Duam şudur ki.

Rabbimin o mübarek toprakların irade ve himayesini Recep Tayyip Erdoğan gibi Müslüman idarecilere nasip eylesin inşallah.

Allaha emanet olun.

Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir