Allah bir daha öyle bir geceyi bu millete yaşatmasın. O gün yurtdışından gelen akrabam ile ailecek Tokat’a gezmeye gittik akşam saat 10 gibi eve geldik. Sabah direksiyon sınavı var erken yatmam gerek, yol yorgunuyum.
Genelde geç saatte televizyon açmam ama. O gece hiç yapmadığım bir şey yaptım televizyonu açtım.
Hiçbir kanal yayın yapmıyor TRT dışında. Hayatımda yüzünü ses tonunu unutmayacağım TRT spikeri Tijen Karaş. Kadıncağızın silah karşısında zorla konuştuğu o kadar belli ki..
2005 yılında babaannemin cenazesinde ağlamıştım en son. Televizyon kumandası elimden düştü. Sadece ağlıyordum. Eşim yanıma geldi ne olduğunu sordu. Korkak bir sesle, devletin elden gittiğini bittiğimizi söyledim. Sanki dünyam yıkılmıştı.
Allah devletimizin ömrünü sonsuz eylesin. O an ki acının tarifi yok.
Cumhurbaşkanımız sokağa çağırdığı anda benle birlikte ağlayan eşim, gitme sana bir şey olur bak 3 yaşında oğlumuz var korkuyorum dedi.
Milyonlarca Türk vatandaşının ağzından çıkan cümle benden de duyuldu bugün çıkmazsam 3 yaşındaki oğlum ömür boyu sokağa çıkamaz.
Eminim milyonlarca Türk evladının dilinde olan söz benden de duyul du bugün ben çıkmaz isem o 3 yaşında ki evladım ömür boyu çıkamayacak dedim ve kendimi sokağa attım. Ruhsatlı silahım ile. Milletçe Sokaklardaydık.
Vatan için bayrak için selalar okunuyordu. O esnada bir çok insan gibi mutlulukdan damla damla dökülen yaşlar vardı gözümüz de.
Kimimizin arabasının bagajında, kiminin belinde silah, tüfek ya ölecektik ya da vatanı kurtaracaktık hepimizin aklındaki buydu. Elbette bizlerin sokak da olması çok şey ifade ediyordu. Amma esas büyük şehirlerde sokağa çıkanlar var ya işte onlar babanın koçu idi o gece.
Allah İstanbul’da Ankara’da büyük şehirlerde sokaklara çıkan tankın merminin karşısına dikilenlerden bin kere razı olsun.
Orda ki kardeşlerim vatani kurtardılar.
Mekanları cennet olsun. ŞEHİTLERİN.
Sonsuz saygı ve hörmetler o gecenin aslan yürekli. GAZİLERİNE
Ya bir de uyuya kalan perde arkasından sokakları izleyen lambaları kapatan bir kesim var, şimdi hiç “O” tellere hiç basmıyorlar senden benden vatanperverler.
O gece İzmir’de uzman çavuş olarak görev yapan kardeşimi aradım emre itaatsizlik etmesini sokağa çıkmamasını devlet için bir şey yapamıyorsa kolunu ranzalara sıkıştırıp kırmasını ve revirlik olmasını ama asla hain olmamasını söyledim.
Çünkü Türk askeri halkına silah sıkmaz sıkamazdı.
Bizler daha 15 yaşında rüştünü ispatlamış lise yılların da vatanperver milliyetçi yaftası vurulmuş insanlardk
Allah’a çok şükür alay komutanları helal süt emmiş vatan evladıymış. Ve askerini de devletini de korumuş.
Bugün 13 Temmuz 2020 2 gün sonra o gecenin yıldönümü. 15 Temmuz Milli Birlik ve Demokrasi günü olarak kutlanan 240′ i aşkın askeri ve sivil şehitlerimizi andığımız gün.
Hamdolsun o gece adına ne evladımdan ne eşimden ne kardeşimden ne de kendimden utanacağım tek bir anım dahi yoktur.
Allah bu millete öyle bir gece daha yaşatmasın.
Birçok kişi kendi memleketim de Şarkışla Kaymakamlığı binasının önünde idi. Sevdiğim değer verdiğim bir çok insanı da gördüm hamdü senalar olsun En çok mutlu olduğum kişilerden biri Mustafa Hatipoğlu abimdi. İstanbul da olan değerli dostum SEDAT BULUT’u tankın üstün de görmek ayrı bir gurur du. O gece orda olup da benim ismini unuttuğum bir çok insan dan özür dilerim.
Dua edelim kardeşlerim o gece canından geçenlere yavrusundan geçenlere bu vatan için gözünü kırpmadan can verenlere dua edelim. Allah o gecenin şehitlerinden, gazilerinden, vatan için sokağa çıkanlardan tekrar tekrar bin kere razı olsun.
Allaha emanet olun.