TOPLUM VE AİLE

Ben yine cafa caflı cümleler ile giriş yapılacak bir hafta geçirmediğimizi düşünüyorum. Geçmişte köşe yazısı bulma konusunda o kadar zorlanırdım ki, sizin huzuruna çıkarken. Son aylarda hangi hususu sizlerle paylaşayım seçim yaparken zorlanıyorum. Milletin mevcut ruh halini de göz önün de bulundurduğum zaman inanın hiç kolay değil bu iş.
Geçen hafta çocuklara şiddet, taciz ve tecavüzlerden bahsetmiştik çözüm sunamamıştık. Bu hafta bizzat gözlerimin önünde yaşanan kadına şiddeti paylaşmaya karar verdim, siz okurlarım ile. Çok şükür şiddet ile kaldı cinayet ile sonuçlanmadı, halkın ve Şarkışla İlçe Jandarma ekiplerinin müdahalesi ile.
Bir bardak kahvenin kırk yıl hatırını sayan bu millet, yıllarca aynı yastığa baş koyduğu hanımını nasıl bıçakla doğruyor. Hangi cinnet ve ruh hali toplumu bu hale getirdi. Bazı cenahlardan namus meselesi söyleminin bu konuya bir savunma olduğu dillendiriliyor. Yok kardeşim yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kanun ve yasaları ne emretmiş ise odur. Kimse kimseyi hiçbir gerekçe ile öldüremez. Şayet anlaşılamıyor ya da çözülmesi imkansız sorunlar meydana gelmiş ise boşanırsın ve yeni bir hayat kurma mücadelesi verirsin. Özellikle çocuk sahibi çiftlerin bu konu da çok daha hassas ve duyarlı olması gerekir. Annesi mezarda, annesinin katili babası mahpusta olan bir çocuktan topluma nasıl faydalı bir birey olmasını bekleyebiliriz ki. Zaten bu sorumsuzca ve vicdansızca davranışların en büyük mağduru olan çocuklarımız, yarının anne ve baba adayları, ülkenin gelecekleri perişan ediliyor. Birde bu yavrucakları hem yetim, hem katil bir babanın çocuğu yaftasıyla yaşatmaya hakkımız yok.
Ülkemiz de medyaya yansımayan sayısız çocuk ve kadınlara karşı işlenen taciz, tecavüz, şiddet ve cinayet vakası meydana gelmektedir bunun hepimiz farkındayız. Bunun önüne geçebilmenin yolları ise.
İlk olarak eğitim sistemi ve medyanın hemen islah edilmesi. Toplumun örf adet, dini emir ve yasaklarına aykırı işleyiş içerisinde ki, kadın koruyuculuğu adı altında kurulan, dernek ve vakıfların kapatılması lüzumludur.
Kadın ve erkeğin eşit olmadığı, kadının erkeğe emanet edildiği anlayışı tüm topluma anlatılmalı. Aklı başında bir erkek de şunu bilmeli ki, dünyada huzurun ve mutluluğun tek kaynağı güzel münasebetler kurulan kıymetli zevcelerimizdir.
Düşüncelerim ile ilgili farklı algı oluşmasın, kız çocuklarına ne kadar önem verdiğim geçmiş yazılarımda ortadadır.
Tüm çiftlerimizin yuvasının huzur, ailesinin birlik ve beraberlik içerisinde olması temennisiyle.
Kalın sağlıcakla.
Köşe Yazarı Mehmet SIĞIRCI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir