VAR YOKTU… YOK ÇOKTU…

VAR YOKTU…
YOK ÇOKTU…
Çocukluğumuzda tasarruf yediden, yetmişe hepimizin en ince kılcal damarlarına kadar hissedilirdi. Çünkü bizim dönemimizde var yoktu, yok vardı. Bizim neslimizde her şeyin kıymeti bilinirdi. Çünkü biz abiye seneye de giysin diye birkaç beden büyük alınan pantolon, bana alınmıyor diye içli içli ağlayan çocuklardık. Sesli dahi ağlayamazdık babadan dayak yememek için.
Bizim hanede benden büyük çocuk olmamasına rağmen ben yeni alınmış mavi önlük giyemedim hiç. Kardeşlerime de alındığını hatırlamıyorum, tasarruf bizim hayatımızın en asli unsuru idi. Bunların hiç birini yaşamış olmaktan ya da bugün anlatmaktan asla gocunmuyorum. Anlattıklarım sadece şahsıma münhasır şeyler değil biz 90 kuşağının tamamının bire bir yaşadıkları asil bir davranıştır.
Komşu, akraba belki de hiç tanımadığınız birinin yıpranmış, rengi solmuş kıyafetini giymek yada çocuklarına giydirmek şöyle dursun; aynı evde yaşayan aralarında bir kaç yaş farkı olan iki kardeşin pırıl pırıl kıyafeti dahi modası geçti diye bir diğerine giydirilmeyen bir güruh haline gelinmiştir.
Bu güruh ki topluma kattığı tek şey küresel mağaza zincirlerinden başka bir şey değil. Yine bu güruh ki topluma yetiştirdiği neslin tek bildiği şey tüketmek. Kıyafet demeye bin şahit gerektirecek üzerinde ne idüğü belli olmayan yazı, resim ya da çizgilerin olduğu bez parçalarına öyle afaki bedeller ödeniyor ki akıl alır gibi değil.
Analarımızın temizlik de kullanacağı bez parçalarına, sadece bir sezon giyeceğiniz çaputlara avuç dolusu paralar vererek millet olarak yaşadığımız bu günleri hem ekonomik hem ahlaki olarak arar hale geleceğiz.
Annemin tabiri “Eskisi olmayanın yenisi olmaz” Eskilerin tedbir ve tasarrufçuluğunu kısa bir cümle ile anlatarak sözlerimi sonlandırmak istiyorum.
Merhum annemiz 2013 yılında doğan ilk çocuğumuza 1991 yılında doğan 27 yaşında ki amcasının biberonunu alın kullanın boşa para harcamayın dediğin de yaşadım ben.
Köşe yazımızı okuyanların bir çoğu sen hangi devirde yaşıyorsun diyecektir belki de ama unutmayın ki bu satırlar bir toplumun varoluşu idi.
Kalın sağlıcakla.
Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir