YOKLUKDAN VAROLUŞ VARLIKDAN YOKOLUŞ

YOKLUKDAN VAROLUŞ
VARLIKDAN YOKOLUŞ
Herkesin dilinde bir “tükenmişlik” hali. Bizim kuşağı düşündükçe hayret ediyorum; sahiden bizim psikolojimiz o kadar dayağa ve yokluğa rağmen nasıl oldu da bozulmadı?
​Bizim zamanımızda disiplin hayatın birinci gayesiydi. Anneden, babadan, komşudan, öğretmenden sopa yemek hayatın doğal bir parçasıydı. Şimdiki gibi “özgüven zedelenmesi” uyarısı yoktu; tokat işin masum olanı idi “Deynek” ile dayak yerdik, kalın cetvel adaleti sağlar, biz de “helaldir” deyip oyunumuza bakardık. Ebeveynlerimizin bizimle “nitelikli vakit geçirme” lüksü de yoktu. Akşama kadar iş güç derken güneş batar, yorgun argın uyunurdu. Kimsenin ayrı odası yokdu herkes birlikde yatardım. Biz ya sokakta top peşinde ya da ağır işlerde çalışıp eve katkı sağlama derdindeydik.
​Öyle protein hesabı, gelişim diyeti hiç duymadık. Bir ekmek, bir domatesle sabahtan akşama koştururduk. Ama asıl ibretlik olan şurası: Bizim bir domatesle şükredip sokakta kenetlendiğimiz o günlerden, her türlü imkanın ayaklarına serildiği, el bebek gül bebek büyütülen bir nesle geldik. Ne acıdır ki; önlerine dünyalar serilen bugünün çocukları, bu denli bolluk içinde neden cinnetin eşiğinde geziyor, neden şiddete ve katliama meylediyor?
​Belki de sırrımız, yoklukla yoğrulurken sahip olduğumuz “şükür” duygusuydu. Biz zorlukla var olmayı öğrendik, şimdikiler ise varlık içinde yok olup gidiyorlar.​Domates, ekmek ile sağlam bir psikoloji oluyormuş.
Bolluk İçinde yokolup gidiyoruz,
​Deynek adaletini görmemiş cinnet eşiğine koşan yeni nesil bakalım daha başımıza neler getirecek.
Aile yaşam şartlarının ve devlet politikaların kapsamlı olarak değiştirilmesini hemen hayata geçirilmesini istiyorum.
Yoksa koca bir ümmeti ve milleti yok edeceğiz.
Kalın sağlıcakla.
Köşe Yazarı Mehmet SIĞIRCI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir