Godaman Değişti, Gariban Değişmedi!
Eskiden Godaman vardı, şimdi ekâbir oldu. İsimler değişti, unvanlar değişti, makamlar değişti. Değişmeyen tek şey, garibanın garibanlığı oldu!
Eskiden Godamanın bir selamı yeterdi, şimdi ekâbirin bir telefonu yetiyor. Kurumlar arasında işini halletmenin yolunu buluyor, kapılar bir bir açılıyor. İş bitiyor, mesele kapanıyor.
Peki ya gariban?
O da elinde evrakıyla kapı kapı dolaşıyor. Bir imza için bekliyor, bir sonuç için umutlanıyor. Bugün git, yarın gel deniliyor. Gariban gidiyor, geliyor; ama iş bir türlü bitmiyor.
Godamanın işi telefonla çözülürken garibanın ayakkabısı kapı önlerinde eskiyor.
Şimdi söyleyin bakalım, değişen ne?
Dünün kodamanı bugünün ekâbiri olmuş. Dün de gariban vardı, bugün de var. Dün de birilerinin işi kolay yürüyordu, bugün de yürüyor.
Biz kimsenin işinin görülmesine karşı değiliz. İtirazımız, birinin işi kolayca hallolurken diğerinin aynı kapıda bekletilmesine.
Devlet kapısı herkese açık deniliyor. Elbette açık olacak! Ama kapıdan girenin kim olduğuna göre değil, işinin hakkına göre muamele yapılacak.
Godaman ekâbir oldu, gariban yine gariban kaldı. Değişen isimler oldu, değişmeyen dertler…
Asıl mesele de tam burada değil mi?
Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı