​Sınırsızlık, Konfor ve Özgürlüğün Farkı

​Sınırsızlık, Konfor ve Özgürlüğün Farkı
​Özgürlük, en yalın tanımıyla sorumluluk bilinciyle anlam kazanır. Ancak günümüzde hayatın yükünü omuzlamamış, ekonomik bir kaygı nedir bilmeden yetişen çocuklarda bu durum, “ben ne istersem o” felsefesini körüklüyor. Kendi ayakları üzerinde durmanın, bir lokma ekmek için ter dökmenin zorluğunu tatmayan bu konforlu nesil, hür düşünceyi savunmak ile her türlü edep, sınır ve kuralı yıkıp geçmek arasındaki çizgiyi ne yazık ki tamamen belirsizleştiriyor.
​Ebeveyne Yaklaşım: Eve ekmek getirmek, hayatı sırtlamak için çırpınan anne babalar, evlatlarının bu kaygısız ve kural tanımaz tavırları karşısında yalnızlaşmakta; “kuşak çatışması” kisvesi altında derin bir saygı erozyonu yaşanmaktadır.
​Eğitimciye Saygı: Kürsüdeki öğretmeni bir rehber olarak değil de sıradan bir figür gibi gören yaklaşım, ekonomik kaygıdan uzak yetişen bireylerin her şeye zahmetsizce ulaşabileceği yanılgısıyla eğitim yuvalarını çatışma alanlarına dönüştürmektedir.
​Yasalara Uyum: Hayatın hiçbir zorluğuyla henüz sınanmamış olan bu zihniyet, toplumsal düzenin sigortası olan kurallara ve yasalara uymayı “özgürlüğün kısıtlanması” olarak okumakta ve gelecekte daha büyük sosyal krizlerin habercisi olmaktadır.
​Çözüm Nerede Başlıyor?
​Bu tabloyu pesimist bir yaklaşımla izlemek yerine, nerede hata yaptığımızı masaya yatırmak zorundayız. Özgürlüğü sınırsızlık, hayatı ise sorumluluktan ibaret zanneden bu gençliğe; hakların ödevlerle, yetkilerin ise ancak bedeli ödenen sorumluluklarla anlam kazandığını yeniden hatırlatmalıyız.
​Unutulmamalıdır ki, geçmişine, büyüğüne ve değerlerine saygı duymayan bir nesil hür olamaz; aksine kendi konforunun ve anlık arzularının esiri olur. Toplum olarak bu tehlikeli gidişata “dur” demek, gençleri suçlamakla değil, onlara gerçek hayatın gerçeklerini sevgi ve disiplin dengesiyle yeniden göstermekle mümkündür.
Köşe Yazarı Mehmet Sığırcı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir