ZORU BAŞARIRIZ …İMKANSIZ ZAMAN ALIR.

ZORU BAŞARIRIZ …İMKANSIZ ZAMAN ALIR.
Alınan ders 37
1903 yılında Wright kardeşlerin ilk kez bir hava aracı ile gökyüzüne çıkarak tarihin akışını değiştirmesinden sekiz yıl gibi bir süre sonra gökyüzünde yerini alan Türk milleti 1911 yılında kurmayı başardığı Hava Kuvvetleri ile bugüne kadar önemli başarılar elde etmiş, her şeyi ilmek ilmek dokuyarak kendini sürekli geliştirmiş, çağının uçaklarını en etkin biçimde kullanmayı başarmış ve bugün çağıyla yarışan bir kuvvet haline gelmiştir.
Ülkemizin İnsansız Hava Aracı (İHA) teknolojisindeki ulaştığı seviye ile Hava Harekatının seyrini değiştirmiş ve dünyada gelişen İHA konseptinde çığır açmıştır. Türk havacılığı bugün dosta güven, Düşmana korku veren seviyededir.
İnsanlığın kaderini değiştiren savaşların gelecekte evrileceği pozisyonu gören Büyük önder Atatürk, “İstikbal Göklerdedir” sözüyle havada gelmemizi arzu ettiği noktayı işaret etmiş ve ” Uzaya insan göndermek için iki binli yılları beklememize gerek yoktur, ivedi bu konuya odaklanmalıyız” diyerek hedefimizi belirlemiştir.
Yıllardır yakalanan her başarı ortaya çıkan tüm riskleri aşarak elde edilmiştir. Aşağıda alıntı yaptığımız kıymetli bir anı , meydanlarımızda Uçuş kulesinin henüz bulunmadığı yıllarda son derece kısıtlı imkanlarla uçuş tarfiğini yöneten trafik kontrolörümüzün hassasiyetini ve pilotlarımızın uçuşa odaklanmasının önemini ortaya koymaktadır.
1950 yılından itibaren Eskişehir Hava Uçuş Okulu’nda uçuş öğretmeni olarak görev yaptım. İleri seviye eğitim uçuşları T-6 (Texan) uçaklarıyla icra ediliyordu. Gece uçuşu safhasına gelmiştik. O dönemde uçuş kulesi yoktu,  uçuşlar, bir araç üzerine monte edilmiş telsizlerden oluşan seyyar kule ile yönetilirdi. İmkânlar çok kıstlı idi, teknoloji bugünkü seviyelerde olmadığı halde pilot yetiştirmek için verilen tüm görevler azami gayret ile yerine getirilirdi.
Bir gece, iki öğrenciyle ikişer saatlik uçuş yaptıktan sonra üçüncü öğrencim Teğmen Ahmet Gözen ile uçuş hazırlığına başladım. Gece yarısı civarında brifingimizi tamamladık, uçağımıza bindik ve kalkış için piste giriş iznini seyyar kuleden aldık.
Kalkış için hazırlık yaptığım sırada, telsizden “İnişteki uçak, pas geç!” şeklinde hafif bir ses duydum. Kuleden gelen bu acil ikazı duyunca refleksle başımı çevirdim ve iniş takımları açık, ışıkları yanık bir uçağın üzerimize doğru geldiğini gördüm. Ani bir kararla gazı açtım ve sol tarafa doğru pistten çıkmaya çalıştım. Sol tarafa yaklaşık bir metre kadar kaymıştık ki, gelen uçak piste teker koydu ve bize çarparak uçağımızı ileri doğru itti, ardından takla atarak durdu.
Kaçma manevrasına rağmen gelen uçağın sol kanadı bizim kanopi ’ye çarpmıştı, küçük bir hasar ile kurtulmuştuk. Kuleyi çok titiz takibimiz ve uçuş sürecini etkin yönetimimiz bizi muhtemel bir kaza kırımdan kurtarmıştı. Bu kazadan sonra meydanlara hızla uçuş kuleleri inşa edilmeye başlandı ve Hava trafiği etkin olarak yönetilmeye başlandı.
Not: Hv.Plt Tuğg (E) Ömer Çokgör’ün anılarından alıntı yapılmıştır.

Dr. Hava Tuğgenaral Cemal Balıkçı (E)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir